Showing posts with label facebook. Show all posts
Showing posts with label facebook. Show all posts

Friday, July 24, 2009

Internet Tekkesi

Bu aralar oldukça boş olan günlerimi fazlasıyla internette dolanarak geçiriyorum. Durum böyle olunca her türlü blogdu, sosyal ağdı, zırttı pırttı okunuyor haliyle. Esasında yaptığım şey tam olarak okumak değil de, devlet hastanesinde ya da vergi dairesinde sıranın gelmesini beklerken kazara yan koltukta bulduğun bir gazete ekine bakmak gibi birşey. Bilinçsiz bir yarı okuma, yarı bakarak uyuşma hali. Arada faydalı şeyler de okumaya çalışıyorum ama bu internette zaman öldürme bulutu öyle birşey ki, seni içine aldıkça uyuşma ve tembelleşşme buharının içinde kayboluyorsun. Kendini Çin mahallesinin ara sokaklarında bir afyon tekkesinin içine tıkılmış ve dışarı çıkacak gücü tamamen kaybetmiş gibi hissediyorsun (afyon tekkelerinde çok zamanım geçti ordan biliyorum). Düşünmek veya stimüle olmak zul geliyor. Kelimelerin azalıyor, konuşmak ve yazmak için kullanacak kelime bile bulamamaya başlıyorsun. Bu aralar Öcalan mapusta Derrida okuyor diyerek, kendimi zorlayarak (yine) internet üzerinden Derrida okumaya çalıştım, öyle bir geri tepti ki, 3 saatimi boş gözlerle Facebook'a bakarak geçirmek zorunda kaldım, ancak öyle toparlayabildim kendimi. Bir daha da alıştırma yapmadan (mesela ciddi bir gazetede ciddi bir makaleyi tam olarak okumak gibi) bu gibi okumalara girmemeye karar verdim.

Wednesday, October 17, 2007

Dünya küçülürken...

Buraya son girilen yazıdan beri dünyada çok şey değişti. Büyük ihtimalle 18.yüzyıl ve 19. yüzyıl arasında geçen koskocaman yüz senelik zaman diliminde bile bu denli dramatik değişiklikler yaşamamıştı insanlık. Boru değil, dünya üzerinde hüküm süren bütün gerizekalı savaşlara ve halkları kutuplaştıran ve sürekli bir diğerini ötekileştiren Amerikan eşkiyalık sistemine nispet yaparcasına bir daralma ve küçülme gerçekleşti şu yaşlı gezegenimizin üzerinde. Tabii ki de hepinizin bildiği gibi hayatlarımıza jet hızıyla giren facebook'dan bahsediyorum.

En şüpheyle karşılayanlar, en cool duranlar, en benim işim gücüm var uğraşamam diyenler, en biz bunları çok gördük diyenler teker teker düştüler facebook'a. Facebook içinde "antifacebook" oluşumlara rastlandı, ama bu oluşumların mensupları facebook dışında yer almayı düşünemediler bile, içerden muhalafet dediler, bağırındılar ve sonra sustular. "Facebook çığrından çıktı, ebemi de bulucam yakında" diye grup kuranlar, mücadeleden vazgeçip, kendilerini facebook'un birleştirici, ılık kollarına bıraktılar bir süre sonra. İlkokul arkadaşları bulundu, defalarca buluşuldu, 1980'lerde ilk öpülen sevgililer arandı, bulununca nükteli mesajlar atıldı, ilk defa doğum günleri geniş kitleler tarafından kutlandı ve en yalnızlar bile sevildiklerini hissettiler. Aileler facebook'da buluştu, müzikler çalındı, kopmaya yüz tutan arkadaşlıklar güçlendi, güçlüler tavana vurdu. Haftasonları hummalı bir faaliyetler dizisine döndü; cuma günü 14 senedir görüşülmeyen yazlık arkadaşlarına, cumartesileri ortaokulda gidilen bir kursta tanışılan insanlara, pazar öğleden sonraları ise yuva sınıfıyla buluşmaya ayrıldı. Dünyanın öbür ucundaki tanışlara, nerdesin, ne yapıyorsun diye soruldu, cevap alındı, mesafeler daraldı, dünya küçüldü. "Dünya insanlarıyla arkadaş ol" uygulaması indirildi, mozambik'ten, paraguay'dan insanlar arkadaş listesine eklendi, dünya noktaya döndü.

İnsanlık bir platformda bütün bu dönüşümü yaşarken, başların üzerinde bir kardeşlik haresi büyürken, balon bile olsa bir dostluk sahnesi inşa edilirken, mesafeler daralır, farklılıklar azalırken, bir başka platformda kardeşe kardeşi kesmeyi unuttuğu hatırlatıldı.
Uluslararası politika iğrençliği insanlığın gitmeye çalıştığı her türlü ortak hayali, kesişen her yolu darmadağın etmeyi becerdi yine. Bu topraklar üstünde oynanan binlerce oyuna bir yenisi eklendi, ve yüzyıllardır beraber yaşayan hakların arasına kirli düzeneklerden bir yenisi döşendi.

Yeni kağıt oyunumuzun adı, kürt kaçtı, ermeni kingi, türk pokeri. Çok nefis, bol kozlu, çok alengirli şahane bir oyun bu. Oyunu oynayanlara ebedi mutsuzluk ve sonsuz acı diliyorum. Umarım kendi boklarının içinde boğulurlar.