Wednesday, May 02, 2007

Sirk İşi Türkiye'de Neden Tutmuyor?!?

2007' nin Mayıs ayına tam gaz girmiş vaziyetteyiz. Türkiye Cumhuriyeti, tarihinin dokuzyüzellidörtbinüçyüzokinci çığrından çıkma hallerini yaşıyor. Bir yandan 29 Ekim doğumlu Abdullah Cumhur Gül adlı vatandaşın ( vatandaş demek devlet memuruna hakarete giriyor mu acaba?) ismine layık olmaya çalışma manevraları, bir yandan Türk Ordu'sundan post-moderni de geçtim, post-dekonstrüksiyonist üstü az nohut tadında internetten semi-muhtıra denemeleri (hoş ben youtube'a muhtıra videosu upload edilmesini tercih ederdim gerçi ama...) , başka bir yandan sırf inat olsun da, kutlamalar, anmalar kendi istediği meydanlarda yapılsın diye yüzbinlerce polisi savaşa gidermişcesine bir avuç insanın üstüne salan toparlak bir vali, ve bu kocaman anlamsızlıklar balonu içinde usul usul el-Nino sıcaklarını bekleyen Türkiye. Ha bir de Deniz Baykal hakkında halkı tahrik'den suç duyurusunda bulunuldu. (Dincisi, laikçsi, liberali ve muhafazakarıyla sanırım herkes için için en çok buna sevindi) Evet bütün bu İsveç'de mesela, toplasan bir yüzyıl içinde ancak gerçekleşebilecek sansasyonel yoğunluktaki hadiseler, bizim ülkemizde 3 gün içinde cereyan etti.
Ancak ve fakat, kaos ve adrenalini sıvı olarak damardan enjekte ettiğimiz bu geçtiğimiz hafta içinde beni en çok şaşırtan ve dehşete düşüren şey ne Bülent Arınç'ın karısı türbansız olan Vecdi Gönül'ü alenen veto etmesi, ne de Tanju Çolak'ın "çatır çatır teşvik primi aldık, paraları da kıtır kıtır yedik" açıklamaları oldu. Açıkçası geçtiğimiz hafta beni en çok şoke eden mesele Şehrazat'ın Onur Bey'e senli benli hitap etmeye başladığını görmek oldu. Hakikaten porotesto edesim geldi, zira sarsıldım ve dağıldım karşılaştığım bu manzara karşısında. Hem de o tertemiz anne rolünün içindeyken, yani biricik oğlu tatar Kaan'ın yanındayken yaptı bunu. Ağzını açtı ve fütürsuzca SEN dedi Onur Bey'e. Türkiye buna hazır değildi bence. Bey demeyi bıraktı mı, onu göremedim. Anlaşılan Bindirbir Gece şaşırtmaya devam edecek bizi...

4 comments:

Zeynep said...

onur bey kim, sehrazat kim? yazilarini ne cok sevdigimi hatirladim. sagol :)

breberber said...

Ben errör vermek istiyorum. çünkü bu cb helecanina kapildim, bindirbiri izlemiyodum pardon, ama
bir okur mektubu olarak, Deniz Baykal'in alameti farikası hakkinda bi soru sormak istiyorum. Ben bu adami seven bir insan daha once duymadim. varsa onlarla tanışmak ve duygularini, geçmişlerini ve akıllarindan geçenleri ogrenmek istiyorum. ozetle tabi. acaba bi poll filan koyamaz misiniz dutluk hanim? sivuple bi kuple. sevgiyle kalın.

nurtop said...

Asli, inanamıyorum sen de Bindir Bir Gece seyrediyorsun, şoktayım! Aklıma hiç gelmezdi, helal olsun sana!

abinco said...

al iste okudum blogunu sonunda. cok guzel yazmissin, bravo, ve de iyi guzel de, soyle biraz daha provokatif olsan diyorum(aynen bu commentde goruldugu gibi), demirel tadini yakalamakla olmuyor bu isler... Oray egin gibi kimsenin ayni fikirde lmadigi genellemeler ise yarayabilir. Efendime soyleyim, kimsenin adini duymadigi bir yazardan bahsedip bu adami tanimayan essektir diyerek okuyucuyu komplekse sokmak olabilir. Bu tur teknikler... Daha az mulayim yani. Bizim bildigimiz gubilik cadidir biraz. Satasir, "sana ne be!" der, taksici dover...

Bu arada:
bu son gunlerde turkiyenin ne mal oldugunu anladik, uzulduk. velakin gene de biraz yol katetmisiz ona da sevindik. teknolojik olmusuz.