Thursday, May 08, 2008

tecavüz kaçınılmazsa zevk almaya bak yavrucum

Dünya jet hızıyla iğrençleşmeye, bu blog da bunlardan nasibini almaya devam ediyor. Dünya dediğime bakmayın, bu ülke demeye sanırım hala dilim varmıyor ama sınırları içinde bulunduğumuz topraklardaki iğrençlikler silsilesi moralleri her gün biraz daha altüst ediyor.Gün geçmiyor ki haberlerde ayrı bir depresyonik hadiseyle karşılaşmayalım... Hepimiz birşeyiz furyasına, izninizle "Hepimiz Yalamayız" ı eklemek istiyorum. Yalama olmaktan başka çare de kalmadı açıkcası, neye ne kadar tepki gösterebilir ki insan oğlu, bir sınırı var mıdır bilemiyorum. Şu güzel bahar aylarını nasıl geçirmişiz bir bakalım.

Kutlu doğum haftasını geride bıraktığımız şu günlerde (ki büyük Türk düşünürlerinden Hakan Şükür de derbi için o kutlu haftaya yakışır bir maç olması konusunda taraftarları uyarmıştı çok şükür) Allahüme Salli diyerek sözlerime devam ediyorum....Zamanlar ve iğrençlikler artık birbirine karıştı ama sanırım ya kutlu doğum haftası şenliklerinden az sonra ya da barış içinde geçen 1 Mayıs kutlamalarından hemen önce, 78 yaşındaki (bazı kesimlere göre dinci bazılarına göre dindar olan kesimden) bir zattın, 14 yaşında bir çocuğa tecavüz ettiğine dair iddialar herkesi pardon dinci basın dışında herkesi derinden sarstı. Dinci basın da herzaman ki demokratlığını bir kere daha ispat ederek zanlının suçu ispat edilene kadar kendisi hakkında hiç bir yargıya varılamayacağını belirtti ve ne tesadüftür ki, tam o sırada TVlerde tecavüzle suçlanan o şahısın bir TV programına verdiği demeçte "zinayı ispat etmek için ahanda tam dört adet bizzat gözlem yapmış şahite ihtiyaç vardır" sözleri cereyan etmekteydi. Doğal olarak dinci basının da cümle içinde kullandığı ispat kelimesinin hangi hukuk sistemine göre değerlendirilmesi gerektiği bir merak unsuru oldu. Bu esnada hem kadın hem erkek güzide dinci basın temsilcileri 14 yaşındaki çocuktan genç kız diye bahsetmeyi, ne zaman yanlışlıkla çocuk deseler, bunu hemen genç kıza çevirmeyi bir borç bildiler.
Bahar devam ederken yurdun dört bir yanından özellikle çocuklara yönelik tecavüz haberleri akmaya devam etti ama mazallah konu yargıya intikal ettiği için kimseyi haksız yere incitmek ya da suçlamak istemem, o yüzden bu konular hakkında konuşmamak lazım.

Malesef yargıya intikal etmeyen ama sanırım konuşması yasak olan bir diğer konu da 1 Mayıs şenlikleriydi. Öyle ki çalışkan Türk toplumu veriminden bişey kaybetmesin, işleri aksamasın diye 1 Mayıs'ı kutlamayı ve Taksim gibi en çalışkan insanların bilfiiil çalıştığı bir mekanı paralize etmesin diye Taksim'e de çıkmayı yasaklayan bıyık kardeşliğinden en uzun boylu olanı bugün veryansın etmiş. Demiş ki "polis uzaylı mı"? Hö!! dediğinizi duyar gibi oluyorum, açıklayayım derhal. Şöyle ki; o barışcıl 1 Mayıs'dan sonra Türk polisinin üzerine o kadar gidilmiş o kadar gidilmiş ve onlar da haklı olarak o kadar incinmişler ki, uzunboylu bıyık kardeş onlar bizim evladımız değil mi, onlar insan değil mi, yazık değil mi o kadar üstlerine gitmeye diye haklı olarak kırgınlığını dile getiriyor. Kimse düşünmüyor tabi, o gün o önlemler alınmasaydı, o dayaklar atılmasaydı insanlar işlerine- okullarına gidemezdi, çok yazık olurdu. Bak içimden geldi yine haykırmak istiyorum iyi mi! Ne Mutlu Türküm Diyene hakkaten valla billa.

3 comments:

giz♪ said...

ben buraya mardin girişindeki tepenin resmini koymak istiyorum bir de, ama gördüğüm kadarıyla dutluğa bu özellik henüz yüklenmemiş matrix tarafından.

bu yazıda biraz içimi çalkaladı, su bulandı, pek çok şey yazmak da istedim, ama şimdi bi yeni ergen tutmuş bi hocadan etkilenmi-aşk bu- sonra bi emek bayramı bi savaşa dönmüş-e şehre hareket lazım-
herşey güzel.

ali said...

kurtar bizi aslı

imza:
dutluk tiryakileri hedonist kurtuluş cephesi

Anonymous said...

yine lezzetli bir yazıdır, hayranınız